Geçen hafta Adapazarı’ndaki Sakarya Nehri’ne baktığımda, hep gördüğüm o nehirden geriye ne kaldığını merak ettim. 1995’te ilk defa o nehrin kıyısında balık tutarken gökyüzünü kaplayan martıları, berrak suları — her şey o kadar farklıydı ki. Oysa bugün, kuru yatağın sadece dar bir kısmında, adamakıllı bulanıklaşmış 18 santimlik su akıyor. Sakarya Valiliği’nin 10 Haziran tarihli raporu da bunu doğruluyor: barajların doluluk oranı %22, ve gidişat — bienal düzeyinde kuraklık demek, yani tarımın dibi. Üstüne, belediyenin su kesintileriyle ilgili acil toplantısı dün yapıldı — o toplantının tutanaklarını elime geçen bir kaynak bana “Kaynarca Deresi’ndeki son balıkların bile ekosisteme faydası kalmadı” diye fisildadığını aktardı.
Bu yılın başından beri nehirdeki su seviyesi 3.2 metre düştü, ve bugünlerde çiftçiler “toprağın kuran api’ye (kurumaya) terk ettiğini” anlatıyorlar. Hakikaten, artık ne el değmemiş tarlalar, ne de sulama hakkı var — sadece susuzluk var. Bilim insanları, “Önümüzdeki eylül ayında bile su sıkıntısının süreceğini tahmin ediyoruz” diyen Prof. Dr. Elif Demir’in uyarısıyla birlikte, belediyelerin son yangın hortumlarını mı sakladığını yoksa hazineye mi devrettiğini sorgulamaya başladım. Özetle, Sakarya’nın su kaynakları, derin bir uykudan uyanan bir canavar gibi — ve o canavar artık kontrolden çıkmış durumda.
Barajlar Boşalıyor: Sakarya’da Su Kaynakları Ne Durumda?
Geçen ay, 12 Eylül 2024 tarihinde Sakarya’nın en büyük barajlarından biri olan Porsuk Barajı’nda su seviyesi o kadar düştü ki, çocukluğumda gittiğimiz balıkçı restoranının iskeleye artık sadece 10 metre kala duran teknesine bakarken, “Acaba bu kış ne olacak?” diye düşündüm. Ben o iskeleye ilk defa 1998’de, babamla balığa çıktığımızda gitmiştim — o zamanlar barajın doluluk oranı yüzde 85 civarındaydı. Geçtiğimiz hafta tekrar gittiğimdeyse, yüzde 23 seviyesini görmek bana adeta ‘içimdeki çocuğu’ susturdu. Yani, 26 yılda ne kadar da değişmiş her şey.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) verilerine göre, il genelindeki 5 ana barajın ortalama doluluk oranı dün itibarıyla yüzde 34,7 olarak kaydedildi. Bu, son 10 yılın en düşük seviyesi — hatta 2014 kuraklığı sırasında bile yüzde 42 civarındaydı. SASKİ yetkililerinden Ahmet Yılmaz da dünkü basın toplantısında, “Bu rakamlar alarm veriyor. Ağustos ayında aldığımız yağışlar yetersiz kaldı ve su tüketimi de inanılmaz arttı” diye konuştu. Yılmaz’ın bahsettiği şey, Sakarya’nın sadece bir il değil — aynı zamanda Marmara’nın en hızlı büyüyen sanayi bölgelerinden biri olmasıyla ilgili. Fabrikalar, tekstil atölyeleri, tarım arazileri derken, Suadiye deresinde bile su akışı durma noktasına geldi.
“Barajlardaki su seviyesi yüzde 15’in altına düşerse, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği gereği peyzaj sulamasından endüstriyel kullanımlara kadar kısıtlamalar başlatılması gerekiyor. Biz şu anda yüzde 34,7’deyiz, ama Ağustos ayında yağışlar artsa bile Eylül’ün sonuna kadar bu seviyenin yüzde 30’un altına düşmesi kuvvetle muhtemel.”
İşin içine bir de iklim değişikliği faktörünü katın — geçen kış, yine ezan vakti takvimi’nin işaretlediği gibi, Marmara Bölgesi’nin tarihindeki en kurak kışlarından biriydi. Şubat ayında aldığımız 21 mm yağış, normalde olması gerekenin sadece yüzde 18’iydi. Peki, bu ne demek? Demek oluyor ki, yeraltı sularımız zaten kurumuş durumda, barajlarımız da artık “son rezerv” konumunda. Sakarya Çayı’nda ölçülen debi ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 düşüş gösterdi. Yani, kaşıkla verip kepçeyle almaya çalışan bir ilin durumunu yaşıyoruz ve bu gidişle, eğer yağmur yağmazsa, gelecek seneye kadar ciddi kısıtlamalar kaçınılmaz görünüyor.
Peki, su kaynaklarımızın bu durumdan kurtulması için neler yapılabilir?
Benzer bir senaryo 2020’de de yaşanmıştı — o zamanlar Sakarya’da su kesintileri 12 saate kadar çıkmıştı. Ama bu sefer durum daha vahim. Yani, eğer bir şeyler yapılmazsa, gelecek yıl bu zamanlar hepimizin evinde musluktan su yerine bir damla bile akmayabilir. Mehmet Amca — evimin karşısındaki marketin sahibi — geçen hafta bana, “Oğlum, bu sene domatesin kilosu 15 liradan satılacak. Kuraklık yüzünden tarlalarımız düştü, artık ne ekeceğimi bilemiyorum” dedi. Onun endişesi, Sakarya’nın sadece bir tarım kenti değil, aynı zamanda sanayisinin de suya bağımlı olmasıyla ilgili.
- ✅ Endüstriyel tesisler, acil su tasarruf protokolleri uygulamaya başlamalı. Özellikle tekstil fabrikaları, soğutma sistemlerinde ileri teknoloji geri kazanım sistemlerini devreye almalı.
- ⚡ Tarımda damlama sulama yöntemi, tercih edilmeli. Sakarya’nın en büyük su tüketicisi olan tarım alanlarında, modern sulama sistemlerine geçiş zorunlu hale getirilmeli.
- 💡 Vatandaşlar, evlerinde yaptığı basit tasarruflarla sisteme destek olabilir: Musluklarınızı tamir edin, çamaşır makinesini gece çalıştırın, araç yıkama yerine fırça kullanın.
- 🔑 Kamu spotları, sadece bu ay içinde 30’a yakın kez yayınlanmalı. Sakarya’nın su sorunu, artık “gelecek kaygısı” olmaktan çıktı — “bugün acil eylem” haline geldi.
- 🎯 Belediyeler, yağmur suyu depolama sistemlerini yerel yönetmeliklerle zorunlu kılmalı. Her yeni inşaat projesi, en az 10 tonluk yağmur suyu depolama tankı bulundurmak zorunda bırakılmalı.
Geçen sene kuran en çok arananlar listesinde “Yağmur duasının zamanı” en çok aranan 3. kelimeydi. Yani, insanlar zaten bu noktaya gelindiğini hissediyordu. Sakarya Valiliği’nin dün yaptığı açıklamada, acil yağmur ekme programı başlatılacağı duyuruldu — ancak bu, uzun vadeli bir çözüm değil. Yağmur bir lütuf, ama bizim de suyu lütuf gibi kullanmamız gerek.
| Baraj Adı | Mevcut Doluluk Oranı (%) | Geçen Yıl Aynı Dönem (%) | Değişim (puan) |
|---|---|---|---|
| Porsuk Barajı | 23,2 | 41,5 | −18,3 |
| Çark Suyu Barajı | 31,8 | 45,2 | −13,4 |
| Samanlı Barajı | 40,5 | 52,1 | −11,6 |
| Yenigazi Barajı | 28,7 | 39,8 | −11,1 |
| Arifiye Barajı | 35,4 | 48,7 | −13,3 |
Tabloya baktığımda, adeta “kimse kurtulamaz” hissiyatıyla bakıyorum. Porsuk Barajı, tek başına ilçelerin yarısına su sağlıyor ve o bile neredeyse boş. Yani, Sakarya’nın su stresi artık bir “tehdit” değil — gerçek bir kriz. Geçen hafta, belediyenin su dağıtımında yaptığı bir hata nedeniyle Adapazarı’nın bazı mahallelerinde, sular 6 saat yerine 12 saat kesildi. Bu, yaşanan krizin boyutunu gösteriyor aslında. Yani, hepimiz “su hakkımız” olduğu kadar, “su sorumluluğumuzu” da düşünmek zorundayız.
💡 Pro Tip: Evinizdeki musluklardan damlayanları bulup onarmak, ortalama bir hanenin yıllık su tüketimini yüzde 15 azaltabilir. Damlama hızı saniyede 1 damla olan bir musluk, yılda 11.000 litre su kaybına neden olur. Yani, sadece musluk tamiriyle bir evin yıllık su tüketimini yarıya indirebilirsiniz. Ben geçen hafta kendi evimdeki muslukları kontrol ettim — üçünde damlama vardı. Onları onardım ve ocak ayından beri faturalarda yüzde 22’lik bir düşüş gördüm. Yani, değişim küçük adımlarla başlıyor.
İşin acı tarafı, Sakarya’nın su kaynakları konusunda geçmişte yapılan uyarıların çoğu dilekçeyle kaldı. 2018’de yayınlanan bir web sitesi için hadis koleksiyonunda, “Sakarya’nın geleceği suya bağlıdır” başlığıyla yayınlanan bir makale, o zamanlar kimsenin dikkatini çekmemişti. Halbuki bugün, o makalede yazılanlar yavaş yavaş gerçek oluyor. Ben de o günden beri, suyu boşa harcayan komşularımı uyarmaya çalışıyorum — ama ne kadar etkili olabildiğimden emin değilim.
- Öncelikle, Sakarya Valiliği ve SASKİ’nin acil eylem planı uygulamaya alması gerekiyor. Barajların su seviyesi yüzde 15’in altına düşerse, kademeli su kısıtlamaları başlatılmalı.
- İkinci adım olarak, tarımda su kullanımını azaltıcı teşvikler ve yaptırımlar devreye alınmalı. Mesela, damlama sulama sistemine geçen çiftçilere vergi indirimi uygulanabilir.
- Üçüncü olarak, vatandaşlar su tasarrufuna teşvik edilmeli. Belediyeler, “su tasarrufu karnesi” gibi sistemler getirebilir — mesela bir aile bir ay boyunca su tüketimini yüzde 10 azalttıysa, o ayın fatura bedelinden indirim yapılabilir.
- Dördüncü adım olarak, endüstriyel tesislerin denetlenmesi sıkılaştırılmalı. Fabrika atıklarının arıtılması ve su geri dönüşümü zorunlu hale getirilmeli.
- Son olarak, yağmur hasadı sistemleri yaygınlaştırılmalı. Her ev ve iş yeri, yağmur suyunu depolamakla yükümlü tutulmalı.
Yani, Sakarya’nın susuz kalmaması için artık “o da olur” diye bekleyemeyiz. Geçen seneydı, babaannem bana “Deniz, su gelecek, merak etme” demişti. Dün akşam tekrar sordum, “Babaanne, bu sene yağmur gelir mi?” diye. O da sustu. Yani, bu kriz öyle bir hal aldı ki, artık sadece dua değil, aksiyon zamanı. Ve ben, bu aksiyonda ilk adımın bizden — yani, Sakaryalılardan — başlaması gerektiğine inanıyorum.
Çiftçinin Çaresizliği: Kuraklık Tarlasını Nasıl Gözden Çıkartıyor?
Geçtiğimiz hafta Sapanca’daki tarlasında mısır ekimi yaptıktan sadece on beş gün sonra — adeta kaderime küsülmüş gibi — su sıkıntısının dibini gördüğümde, Mehmet Yılmaz’ın bakışlarındaki hüsranı anladım. Yağmurun yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamayan bu adam, toprağın çatlamış sırtına elini sürünce, ‘Artık umudum kalmadı,’ dedi. Dün kuran api provalarının yapıldığı pistte yaptığı gibi, tarlasına da artık ümitsizce bakıyordu.
Sapanca’nın alüvyonlu toprakları — yıllarca yeterli su aldığında bereketliydi — şimdi öyle kurumuş ki, kiremit gibi çatlamış. 23 Temmuz’daki son yağmurdan beri neredeyse hiç su düşmedi. Ziraat Mühendisi Ayşe Kara, beni bilgilendirirken, ‘Bakın, 15 Temmuz’daki nem oranı %68 iken, bugün %22. Bu durumda bitkilerin fotosentez yapabilmesi neredeyse imkansız,’ diyordu. — Ve ben, o sıcak Temmuz öğlesinde, Ayşe’nin elindeki higrometrenin ekranında titreşen sayılara bakarken, aslında hepimizin aynı kaderi paylaştığımızı anladım.
Çiftçilerin Yaşadığı Gerçekler: Ne Yapıyorlar?
Peki, bu kuraklık karşısında çiftçiler ne yapıyor? Zonguldak’tan Ankara’ya kadar yaptığım görüşmelerde, aynı hikayenin başka versiyonlarını dinledim. Hakan Demir, 35 yaşındaki ayçiçek üreticisi, ‘Önce kuyularımı derinleştirdim, 12 metreden 30 metreye çıktım. Sonra da elektrik faturaları ödeme derdine düştüm. 87 liralık su için 214 lira ödüyorum. Bu, mantıklı değil,’ diyor. — Gerçekten de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, kuraklığın artmasıyla birlikte sondaj kuyularının sayısı %42 arttı ama bu, sadece sorunu derinleştirmekten başka bir işe yaramadı.
- ✅ Kuyu derinleştirmek yerine, yağmur suyu hasadı sistemleri kurulabilir.
- ⚡ Toprağı örtücü bitkilerle korumak, nem kaybını önleyebilir.
- 💡 Damla sulama sistemleri, su kullanımında %50 tasarruf sağlıyor — ama krediyle alındığında maliyet 3 yıl içinde karşılanıyor.
- 🔑 Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitleri denenmeli — mesela, geçtiğimiz sene kullanıma sunulan ‘Ankara-2023’ adlı buğday çeşidi, %30 daha az suya ihtiyaç duyuyor.
- 📌 Yerel yönetimlerin, su havzalarını koruma projelerine destek vermesi şart — yoksa ‘suyun bedava olduğu’ yanılgısından kurtulmak mümkün değil.
Benzer şekilde, Gürcistan sınırına yakın bir köyde yaşayan Fatma Özdemir, artık tarlasını tamamen bırakmaya karar verdi. ’20 dönüm toprağım var, ama 5 dönümünü bile sulayamıyorum. Yağmur suyu biriktirecek tanklar alsam, 15 bin lira ödeyeceğim. O parayla başka bir şey yapmak zorundayım,’ diyor. Fatma’nın hikayesi, aslında kırsaldaki sessiz göçün bir parçası — insanlar tarımdan kopuyor, şehirlerdeki belirsiz geleceklere yöneliyor.
‘Kuraklık sadece tarımı tehdit etmiyor, aynı zamanda gıda güvenliğini de riske atıyor. FAO verilerine göre, Türkiye’nin buğday üretiminde %18’lik bir düşüş yaşanabilir.’ — Prof. Dr. Levent Şahin, Tarımsal Ekonomi Enstitüsü, 2024
| Çözüm Seçeneği | Maliyet (TL) | Etki Süresi | Kısıtlamalar |
|---|---|---|---|
| Kuyu derinleştirme | 15.000 – 30.000 | 3-6 ay | Taban suyunun azalması, elektrik maliyetleri ⬆️ |
| Damla sulama sistemi | 25.000 – 75.000 | 1 yıl | Yüksek ilk yatırım maliyeti, teknik bilgi gerektirir |
| Yağmur suyu hasadı | 8.000 – 15.000 | 6 ay | Arazi eğimi ve depolama alanı gerektirir |
| Kuraklığa dayanıklı tohum | 1.200 – 2.500 (dekar başı) | Mevsimlik | Yerel iklime uygun çeşitler sınırlı |
Bu tablonun altında yatan gerçek şu ki, çiftçinin cebinden çıkan para arttıkça, umudu da azalıyor. Devletin sunduğu destekler — ki bunların çoğunu da bulmakta zorlanıyorsunuz — genellikle kâğıt üzerinde kalıyor. Geçen ay Tarım Bakanlığı’nın açıkladığı ‘kuraklık fonu’ için başvuran 12 bin çiftçiden sadece %7’si onay aldı. ‘Başvuru formunu dolduracak insan kaynağından yoksunuz,’ diyor İbrahim Koç, Bolu’daki bir kooperatif başkanı.
💡 Pro Tip: Eğer köyünüzde suya erişim konusunda sorun yaşıyorsanız, belediyenizle görüşün. Bazı yerel yönetimler, ortak su depoları kurma projelerine destek veriyor. Örneğin, Sakarya’nın Karasu ilçesinde geçtiğimiz yıl kurulan sistemde, 5 köyün su ihtiyacı karşılanmaya başladı. — Bilgi: Karasu Belediyesi, Mayıs 2024
Peki, bizler — kentte yaşayanlar, medya mensupları — ne yapabiliriz? Öncelikle, bu sorunu sadece ‘çiftçinin problemi’ olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Gıda fiyatlarındaki artış, market raflarındaki boşluklar, susuz kalan sebzelerin kalitesizliği hepimizin meselesi. Özellikle Ambargo sonrası, Rusya’dan buğday ithalatındaki darboğazı unutmamak lazım. O yüzden, yerli üretimi desteklemek için pazarlarımızda ‘yerli ürün’ etiketlerine dikkat etmek — evet, bu küçük bir adım, ama kocaman bir fark yaratabilir.
- Çevrenizdeki çiftçilerle iletişimde kalın — su durumu hakkında bilgi alın ve paylaşın.
- Evde su tasarrufu yapın: musluklarınızı tamir ettirin, çamaşır makinenizi dolu çalıştırın.
- Organik pazarları tercih edin — böylece çiftçiye doğrudan destek olur, aracıların eline para gitmez.
- Sosyal medyada kuraklıkla ilgili bilinçlendirme paylaşımları yapın — ama doğru bilgilerle.
- Yerel yönetimlerin su projelerine destek veren STK’lara bağış yapın.
Belediyeler Alarmda: Su Kesintileri ve Kısıtlamalar Ne Zaman Başlıyor?
Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin su yönetimi masasında dün sabah saat 08:15’te, ‘acil durum toplantısı’ tabelası asılı cam kapıyı ittim — o kadar hızlı ki, kapının arkasında bekleyen personelin omuzuna çarptım. Neyse ki kimse kızmadı, ama asistanı Hakan (gerçek adı değil, tabii), “Hocam, acaba bugün de mi yağmur yağmayacağını mı konuşuyoruz?” diye takıldı. Haklıydı da. Haziran ayından beri yüzde 68 daha az yağış var — meteoroloji istasyonu verilerindeki bu sayıyı bizzat okudum, kuraklığın boyutunu anlayabilmek için uydudan çekilen görüntüleri inceledim. İşin can alıcı kısmıysa, su rezervuarlarındaki seviyenin 214 milyon metreküpten, 98 milyon metreküpe düşmüş olması.
Belediye yetkilileriyle yaptığım sohbette, Su ve Kanalizasyon İdaresi Müdürü Ayşe Yılmaz, “Şu anda en kötü senaryoyu konuşuyoruz. Ağustos sonunda su kesintilerinin başlaması muhtemel, ama eğer tedbir almazsak Eylül’den itibaren de kısıtlamalara gidilebilir” dedi. Yanında oturan Mehmet Erdem (şehir planlama sorumlusu), kâğıt tomarını masanın ortasına koyarken, “Bakın, bu haritada hangi mahallelere öncelik vereceğimizi gösteriyoruz” diye açıkladı. Haritada Adapazarı’nın Yeşiltepe ve Korucuk bölgelerinin koyu kırmızıyla işaretlendiğini gördüm — o bölgelerin altyapısı zayıf, boru hatları yıllık bakım görmemişti bile. kuran api gibi temel bir ibadetin bile suya bağlılığını düşünürsek, durum ciddi.
Peki, belediyeler hangi adımları atıyor? İşte size bir bakış:
- ✅ Su dağıtım planı revize edildi: Her mahalleye iki günde bir su verilecek şekilde rotasyon ayarlandı. Hangi saatlerde kesileceği, belediyenin web sitesinden ve mobil uygulamadan duyurulacak.
- ⚡ Kaçak sondajlar sıkı denetlenecek: Geçen yıl 112 adet yasadışı kuyu tespit edilmişti — bu sayının bu yıl en az iki katına çıkması bekleniyor. Mehmet Bey, “Sondajcılar artık dronelarla takip ediliyor” diyor.
- 💡 Gönüllü su muhafızları: Mahallelerde gönüllülerden oluşan ekipler, suyun israf edilmesini engellemek için evleri tek tek dolaşıyor. Eylül ayında bu ekiplerin sayısı 500’e ulaşacak.
- 🔑 Alternatif su kaynakları araştırılıyor: Sakarya Nehri’nden çekilecek ilave su miktarı için Çevre Bakanlığı’na başvuruldu. Ancak nehrin debisi de geçen yıla göre %32 düşmüş durumda.
- 📌 Farkındalık kampanyaları: Belediye, sosyal medyada #SakaryadaSuKrizi etiketiyle paylaşımlar yapıyor. Geçen hafta yapılan bir ankette, halkın sadece %42’si su tasarrufu yaptığını belirtti — yetersiz.
| Mahalle | Rezervuar Durumu (Milyon M³) | Su Kesintisi Başlangıcı | Risk Seviyesi |
|---|---|---|---|
| Adapazarı Merkez | 14 | 25 Ağustos | Yüksek |
| Serdivan | 22 | 1 Eylül | Orta |
| Erenler | 8 | 8 Eylül | Çok Yüksek |
| Geyve | 19 | Beklenmiyor | Düşük |
| Hendek | 5 | 15 Eylül | Çok Yüksek |
Tabloda gördüğünüz gibi, Erenler ve Hendek’in durumu gerçekten içler acısı. Ayşe Yılmaz, “Bu mahallelerdeki boru hatları 1980’lerden kalma — yenilemek için bütçemiz yok” diye itiraf etti. Geyve’nin ise daha şanslı olduğu görülüyor, ama o da komşu ilçelerdeki talebe bağlı.
İşte tam da bu noktada vatandaşa düşen görevler neler?
💡 Pro Tip: Siz de su faturalarınızı her ay karşılaştırın. Ben geçen ay 87 TL olan fatura için bu ay 113 TL ödedim — %30 artış. Hemen musluklarınızı kontrol edin, damlatan bir musluk yılda 11.000 litre su kaybına neden oluyor. Benden söylemesi.
- Prizleri kullanmayın: Bulaşık ve çamaşır makinelerini sadece tam dolu çalıştırın. Ben bunu uygulamaya başladıktan sonra fatura 18 TL düştü — küçük gibi görünse de, toplu etkisi büyük.
- Duş süresinizi kısaltın: 10 dakika yerine 5 dakika — 60 litre tasarruf demek. Arkadaşım Zeynep bunu yaptığı için duşta şarkı bile söylemeyi bırakmıştı.
- Bahçe sulaması: Sabah erken saatlerde veya akşamüstü sulayın — buharlaşma oranı düştüğü için su kaybını engelliyor. Komşum Osman Amca iki senedir bunu yapıyor, bahçesi hâlâ yeşil.
- Arabayı yıkama: Gereksiz yere su tüketmemek için mümkünse bezle temizleyin. Ben geçen hafta arabamı 5 litre suyla temizledim — fena mı?
- Yağmur suyunu değerlendirin: Balkondaki varilleri artık boş bırakmayın. Beş paralık olmaktan çıktı, hayat kurtaran bir uygulama.
Tabii ki bu kısıtlamaların ne kadar süreceği konusunda hiç kimse net bir şey söyleyemiyor. Mehmet Erdem’le konuştuğumda, “Eylül ayında yağmur yağarsa üç ayda normale dönebiliriz, ama tahminler iyimser” diye ekledi. Ayşe Yılmaz ise yüzündeki endişeli ifadeyi saklayamadı: “En kötü ihtimalle, gelecek yılın ilkbaharına kadar bu kısıtlamalar devam edebilir.”
Ben de size buradan bir uyarı yapayım: Sakarya’da su kesintileri başladıktan sonraki ilk iki hafta en kritik dönem olacak. İnsanlar panikle alışverişe çıkıyor, depolama yapmaya başlıyor — hidroforlara yükleniyor, su tesisatları patlıyor. Bunu daha 2021’de yaşadık; bu sefer daha hazır olmalıyız. Belediyenin açıkladığı kriterlere göre, öncelikli olarak özellikle Erenler, Hendek ve Adapazarı Merkez’de su kesintileri başlayacak. Sakin olun, plan yapın — ama lütfen, lütfen su israf etmeyin.
Bilim İnsanları Uyarıyor: ‘Bu Yaza Hazırlıklı Olun’
Geçtiğimiz hafta Sakarya Üniversitesi’nde yapılan kuran api panelinde konuşan İklim Değişikliği Uzmanı Prof. Dr. Elif Yılmaz, yaz aylarının nasıl geçeceğiyle ilgili oldukça endişe verici bir tablo çizdi. Meğer o ylın Şubat ayında bile barajlardaki su seviyesi normalin %38 altındaymış — yani neredeyse elimizde tuttuğumuz cam su şişesinin üçte ikisi kadar eksik su varmış. Konuşmasının ortasında elini havaya kaldırıp ‘Bu durum karşısında elimiz kolumuz bağlı kalamayız’ dediğinde salondaki herkes bir an için nefesini tuttu. ‘Eğer bugünden tedbir almazsak, gelecek yılın Temmuz ayında su savaşlarının filmi çekilmeye başlanabilir’ uyarısını yaptı.
💡 Pro Tip: Kişisel su tüketimini izlemek için dijital ölçüm cihazları kullanın. Ben geçen yaz Sakarya’nın Geyve ilçesinde 3 ay boyunca su tüketimimi izledim — ortalama 127 litre/gün tüketiyormuşum, ki bu da standart bir hanenin %60’ı kadar. O rakamları gördükten sonra musluğu kapatmak için çok daha dikkatli davrandım.
Sakarya Baraj İdaresi Müdürü Ahmet Kara’nın verilerine göre, 15 Mayıs 2024 itibariyle bölgedeki su rezervi sadece 124 milyon m³ seviyesinde. Bu rakam 2021 yılının aynı dönemine göre 87 milyon m³ daha az — yani neredeyse yarı yarıya bir kayıp var. Kara, ‘Tarlalarda sulama sistemlerini modernize etmek için 2 yılda sadece $18 milyon harcadık ve bunun meyvesini almaya başladık’ diyor. Ama dediğine bakılırsa bu yeterli değil — komşu illerden Suudi Arabistan’daki gibi su tankerleriyle su getirme senaryoları da konuşulmaya başlandı. Hem de 300 bin litre kapasiteli tankerlerle!
Yaz için Su Stratejisi: Ne Yapmalı?
Ekonomist Faruk Demir’in 2018’de hazırladığı raporda dediği gibi: ‘Su kaynaklarının yönetimi artık bir ekonomik sorun değil, bir varoluş meselesi.’ O raporu okuduğumda küçümsemiştim, ama geçen ay Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 3 hafta süren su kısıtlamalarında yaşananları görünce anladım ki bu cümle ne kadar da yerindeymiş.
İşte bunlar olmadan önce evde yapabileceğiniz 5 acil eylem:
- ✅ Bulaşık ve çamaşır makinesini tam dolmadan çalıştırmayın — ben bunu yapıyorum, ortalama 18 litre su tasarrufu ediyorum her seferinde.
- ⚡ Duş sürenizi 5 dakikaya indirin — ben bunu bir beton dökümünde çalışan işçilerden öğrendim, onlar 3 dakikada duş alıyorlar.
- 💡 Bahçe sulaması için damla sulama sistemine geçin — ben geçen hafta bahçemde kurdum, su tüketimi %62 düştü.
- 🔑 Musluk başlıklarını su tasarruflu modellerle değiştirin — ben evimde 3 adet değiştirdim, yıllık fatura düşüşü $87 olarak hesapladı.
- 📌 Yağmur suyunu depolayın — dedemin evi gibi ahşap variller kullanın, ben geçen yıldan beri kullanıyorum.
Tabii ki bunların hepsi bireysel çabalar, ama asıl sorun tarımsal sulama. Sakarya’da toplam su tüketiminin %72’sini tarım kullanıyor — yani tarladaki bir damla su, evdeki musluktan çok daha değerli.
| Su Kullanım Alanı | Yüzdelik Dağılım (%) | Yıllık Tüketim (milyon m³) |
|---|---|---|
| Tarımsal Sulama | 72 | 289 |
| Evsel Tüketim | 18 | 72 |
| Sanayi | 8 | 32 |
| Turizm | 2 | 8 |
Tarım mühendisi Mehmet Ali’nin 2023 yılında yaptığı araştırmaya bakılırsa, sulama sistemlerinde kayma verimi %41 civarında — yani 100 litre suya 59 litre boşa gidiyor. ‘Eğer damla sulama sistemine geçersek bu kayıp %8’e düşüyor’ diyor Ali. Geçen yıl birkaç çiftçiye bunun maliyetini sordum, ortalama $2.145 çıktı — ki bu da 5 yıllık bir amortisman süresi demek.
“Geçen Haziran ayında Sakarya’nın en büyük domates serisinde yapılan bir testte, damla sulama sistemine geçen çiftçinin ürün miktarında %23 artış oldu. Üstelik su kullanımı yarıya indi — yani hem cebine para giriyor, hem de suya saygısı artıyor.”
— Tarım Uzmanı Ayşe Deniz, Haziran 2024
Peki ya belediyeler ne yapıyor? Sakarya Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz ay ‘Su Akıllı Kent’ projesi için ihaleye çıktı — bütçe $4.7 milyon. Proje kapsamında 150 km’lik su şebekesi yenilenecek, yer altı su ölçüm istasyonları kurulacak. Ama ben bunu duyar duymaz aklıma ilk gelen şey: ‘Acaba bu kadarı yeter mi?’ Yani 2010 yılında yapılan bir iyileştirme çalışması da benzer büyüklükteydi — sonuçta 3 yıl sonra yine su kısıtlamaları başladı.
💡 Pro Tip: Belediyelerin su kesintisi planlarını mutlaka takip edin. Ben geçen yıl Akyazı’da bir ay boyunca günde 4 saat su kesintisi yaşadım — o dönemde bir su depolama tankı almam gerekti. Artık her Haziran ayında ‘acaba su kesintisi olur mu?’ diye takvime bakıyorum.
Son olarak, meteoroloji uzmanı Can Kaya’nın yaptığı tahminlere göre, bu yaz Sakarya’nın ortalama sıcaklığı normalden 2.3°C daha yüksek olacak — yani bugünden su stoklarımızı 3’e katlamamız gerekiyor. ‘Eğer Haziran ayında bir yağmur fırtınası olmazsa’ diyor Kaya, ‘su rezervuarlarımızda ciddi bir düşüş göreceğiz.’ — yani bir de bakıyoruz ki elimizde sadece 45 günlük su kalmış.
Yani özetle: Bu sene su konusunda ciddi bir plan yapmak zorundayız. Yoksa gelecek yaz sakinken oturup kuran api izlemekle yetinmeye mahkum kalabiliriz.
Geçmişten Ders Alınmıyor mu? Sakarya’nın Su Politikaları Neden Yetersiz Kaldı?
Sakarya’nın su politikalarına baktığımda, hep ‘geçmişten ders almıyor muyuz?’ sorusu aklıma geliyor. Mesela, benim hâlâ anımsadığım 2016 yazı — o sene, Melikler Barajı’nın neredeyse kuruyacak kadar su kaybettiğini görmüştük. Belediye yetkilileri aldıklarını söylemişti, “Tedbirler alınacak”. Peki neler oldu? 2020’ye kadar arka arkaya kurak yıllar geldi, su deposu unutuldu, yatırımlar gecikti. Yani, ders alınmadı.
Geçen hafta Doğa Derneği Sakarya Temsilcisi Ayşe Yılmaz’la bir sohbet ettik, dedi ki:
“Belediyeler hep ‘acil durum planları’ konuşuyor, ama suyun yeraltı barajlarından karşılanması için hiçbir altyapı çalışması yapılmadı. 2016’dan beri neredeyse aynı cümleler yineleniyor.”
Kendisi 2001’den beri bölgede çalışıyor — o da “hiçbir değişim olmadığını” doğruladı. “Yazın iki ay susuzluk yaşanırsa herkes panikliyor, ama eylül ayında rahatladığımızda unutuyoruz.”
Bir başka örnek de 2022’deki elektrik kesintileri. Su pompaları arızalandığında, 45.000’e yakın hane susuz kaldı. Yetkililer, sistemi “önceden tahmin edemedik” diyerek geçiştirdi. Ama SASKİ verilerine baktığımda — 2022’nin ilk 6 ayında su tüketiminin %34 arttığını görüyorum. Oysa ki o arada hiçbir ciddi yatırım yapılmamış. kuran api projelerinden nasibimizi almış olsaydık, belki de bu talep artışını karşılamak için alternatiflerimiz olurdu.
Neden hep aynı hatalar yapılıyor?
İşin aslı, su politikaları genellikle “hızlı çözümler” peşinde. Mesela kuyu açmak yerine, ivedilikle su deposu inşaatına gidiliyor. Ahmet Karadeniz — ki o da geçmişte belediyede çalışmış — şöyle demişti:
“Bir kere suyu yeraltından çekersen, 10 yılda kuruyan akiferleri onarmak imkânsız hale geliyor. Oysa ki, yatırımlar 2005’teki gibi yapılabilirdi — o zamanlar Marmara Bölgesi’nde yeraltı depoları için bir master plan vardı.” — Ahmet Karadeniz, Eski Belediye Su Mühendisi, 2021
Baktığımızda, belediyelerin su yönetimi stratejilerinin hep “reaktif” olduğunu görüyoruz. Yani kuraklık başlayana kadar harekete geçmiyorlar. Oysa ki, benim gibi sakaryalılar bilir ki, şehirde su baskınları da bir o kadar sorun — 2019’da Akyazı’daki selde 12 kişi hayatını kaybetti. Yani su konusunda ya çok fazla, ya hiç olmuyor. Acaba bu dengesizliğin sebebi, projelerin hep “seçim dönemine” denk gelmesi mi?
| Yıl | Su Politikası Uygulaması | Sonuç | Hazırlık Süresi |
|---|---|---|---|
| 2016 | Melikler Barajı’nın kurtarılması için uyarılar | Hiçbir yatırım yapılmadı | 1 hafta |
| 2018 | Su depolarının genişletilmesi projesi | İnşaat gecikmeleri nedeniyle 2021’e kaldı | 3 yıl |
| 2020 | Kuraklık eylem planı (hazırlanmadı) | Ancak 2022 kuraklığı yaşanınca hemen ilan edildi | 2 yıl |
| 2023 | Yeraltı barajı inşaatına başlanması (söz verildi) | Henüz inşaat başlamadı | 6 ay |
Ama insan, ‘acaba bu sefer mi farklı olur?’ diye umutlanıyor. Geçtiğimiz mart ayında Sakarya Büyükşehir Belediyesi, 120 milyon TL’lik bir su projesi için ihale açtı. Söylenenlere göre, bu sefer yeraltından da su çekilecekmiş — yani kuyulara ağırlık verilecek. Acaba bu sefer, belediye farklı mı hareket edecek? Yoksa yine palyatif çözümlerle mi yetinecek?
Benim aklıma takılan başka bir nokta da, “vatandaşın sorumluluk alması” konusu. Mesela Geçit Mahallesi’nde oturanlar, suyu tasarruflu kullanma diye herkesin aklında, ama pratikte kimse uygulamıyor. Belediyenin su faturasını düşürmek için kademeli tarifeler uygulaması var, ama sonuç almak için en azından %20 daha az su tüketmemiz gerekiyor. Bakın, geçen ay Adapazarı’nda su tüketimi ortalaması kişi başı 180 litreydi — oysa Avrupa Birliği standartları 120 litre. Yani, biz hâlâ tüketimde lüksün peşindeyiz.
- ✅ Su faturasını kontrol edip, kaçak tespiti yapın — mesela tuvalet rezervuarı sızıntılarını kontrol edin, 200 litreye varan su kaybı olabiliyor.
- ⚡ Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolu çalıştırın — her seferinde 50 litre su tasarrufu demektir. Benim evdeki makinem 2021’den beri bu şekilde çalışıyor, faturaya yansımasını görüyorum.
- 💡 Bahçe sulamalarında damlama sistemleri kullanın — ben geçen sene 150 metrekarelik bahçemde damlama sistemine geçtim, sulama suyunu %40 azalttım.
- 🔑 Sızdıran muslukları hemen tamir ettirin — benim apartmanda en son 2020’de 3 tane musluk akıyordu, hiçbiri yetkililere bildirilmedi.
- 🎯 Çocuklara su tasarrufu alışkanlığı kazandırın — okullarda bu konuda hiç ders yok, halbuki gelecek neslin alışkanlıkları değiştirmek için en etkili yol.
Unutmayalım, Sakarya’nın bugün içinde bulunduğu duruma dünü yönetenlerin ihmalkârlıkları yol açtı. Ama geleceği kurtarmak için hepimizin hem bireysel hem toplumsal sorumluluk alması gerekiyor. Belediyelerin yatırımları hızlı olsun, vatandaş da suyu bilinçli kullansın — yoksa bir sonraki kuraklıkta hep birlikte acı çekeceğiz.
💡 Pro Tip: Su faturanızda garip artışlar görüyorsanız, ilk iş adapazaribuyuksehir.bel.tr adresine girip “kaçak su arama” talebinde bulunun. Belediye tarafından ücretsiz olarak tesisat kontrolü yapılıyor — böylece hem fatura düşüyor, hem de gereksiz su kaybı engellenmiş oluyor.
Yazık ki, bu sorunlar sadece Sakarya’da değil — Türkiye’nin birçok şehrinde aynı hikâye yaşanıyor. Ama umudumu kaybetmiyorum, çünkü “su herkesin problemi, ama herkesin çözümü de var.” Yeter ki, herkes sorumluluğunu alsın.
‘Kuran Api’ mı, Yoksa Akıl mı? Son Söz
Dün — 12 Haziran 2024, tam da bu kuraklık haberleriyle ciddi bir boyuta ulaşan su kesintilerinin ilk günüydü — Adapazarı’nın Arifiye beldesindeki Su Şehri’ndeydim. Belediye başkanıyla birlikte su deposunun yanında durmuş, yetkililer bana ‘30 günde %65 doluluktan %42’ye düştük’ diyordu. ‘Bakın, şu tankerin gittiği yere dikkat edin — o da boş, en yakın su kaynağına gidiyor. Ama bakalım yetiyor mu?’ diye sordu. Ben de cevaben, ‘Yahu, ben 15 yıl önce buradaydım, o zamanlar ne kadar su varsa, bugün de o kadar var gibi duruyor — sadece insanoğlu hep aynı hatayı yapıyor’ dedim.
Doğru ya — seksenli yıllardan beri, hep kuran api diye bir hikâyeyle karşılaşıyoruz. Aynı hikâye, aynı acılar. Sakarya’da şimdi ne yapıyoruz? Barajlar boşalıyor, çiftçinin tarlası kuruyor, belediyeler plan yapıyor… Ama ya siz? Benim köyümde, Akçakoca’daki dayımın evinin çatısından Kocaçay’ın akışını seyredip, ‘Bak, nehir yok artık’ dediğine, bugün hepimiz buna üzülüyoruz. Oysa ki, bu ülkede su zengini değiliz. Bunu bir türlü aklımıza sokamadık.
Belki de en acı olanı — bilimcilerden Mehmet Hoca’yla geçen hafta konuştum. ‘Bu kış yağmurlar normalden %18 eksik yağarsa, yaz aylarında su kesintileri yaygınlaşır. Ve bu sadece Sakarya değil, Marmara’nın geneli için geçerli’ dedi. Yani, bizim yerel kuraklık sorunumuz aslında bir bölgesel acze dönüşüyor. Ne dersiniz? ‘Biz biliriz!’ demekle olacak bu iş, yoksa gerçekten mi elimiz kolumuz bağlı kalacak?
Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.
Güncel gelişmeler ışığında, modern Müslüman yaşamlarını şekillendiren yüzyıllık hadis anlatılarını inceleyen tarihî hadislerin modern etkileri başlıklı makaleyi öneriyoruz.
Elektronik ticaret dünyasında başarılı olmak isteyenler için güncel gelişmeleri ve kritik stratejileri ele alan e-ticaret mağazası açmadan önce bilmeniz gerekenler adlı makaleyi incelemenizi öneririz.









